Uzunca bir aradan sonra artık bir yerlerden yazmaya başlasam iyi olur diye düşünerek tekrar geçtim bloğun başına. Son yazıdan bu yana neler olup bitmedi ki!
İstifa ettim 03.07.14! İzmir'de tası tarağı topladım ve Didim'e taşındım. Buna geri döneceğiz.
Hayat sürprizlerle dolu. 1.5 yıl içinde hayatımda görmem, olmaz, hadi canım diyebileceğim her şeyi alıp kucağıma bıraktı. Merhaba Hayat! Teşekkürler.
Zamanı hızlıca geri sarıyorum. Sene 2013, 4 temmuz'da tutuşturdular elimize diplomaları. Sanki dünyanın en büyük işini başarmıştık öyle heyecanlıydık. Hemen işe girmek için fazlaca bunalmıştım, son bir kez uzun bir yaz tatili yapmayı hak ettiğimi düşünerek tüm ısrarlara rağmen iş aramadım.
Şu hayata kaç kere geliyorduk azıcık ara vermek lazımdı. Mimarlık fakültesi gerçekten insanı yaşlandırıyordu.
Orta okul arkadaşımla anlaştık ve ansızın bir İtalya planı yaptık. Roma, Floransa, Siena, Pisa dolu dolu bir hafta kilometrelerce yürüdük, yağmura yakalandık, sıcakta kavrulduk, kaybolduk, ceza yedik derken geçip gidiverdi. Eve döndüğümde hayatın gerçekleri bir hayli huzursuz bir şekilde hala beni bekliyordu.
CV ve portfolyo hazırlayacağım diye bir ay daha kendi kendimi meşgul ettim. Sonra ansızın bir ofis portfolyomu görmek isteyince o gece sabahlayıp portfolyoyu zorunlu olarak bitirip yolladım. Aynı yer bir hafta sonra mülakata çağırdı. Hayatımın ilk mülakatına titreyerek, heyecan içinde gittim. 30-40 dakika kadar sürdü ve olumlu ya da olumsuz biz size döneceğiz denilerek ayrıldım.Günlerden perşembeydi diye hatırlıyorum.
Cuma, cumartesi ve pazartesi geçti, ses çıkmadı. Olmadı, kısmet değilmişe bağlamıştım ki! facebookta diğer kutumda bir mesaj belirdi ev telefonunuza ulaşamadık bizi bu numaradan arar mısınız yazıyordu (cv'imde her türlü telefon ve e-mail adresim yazıyor suç benim değil)!!! Hayat ne garip. Facebook önemli bir mecra yabana atmayın. Aradım ve gel pazartesi işe başla dediler. Süreç aşırı profesyoneldi anlayacağınız gibi. İlk işime böyle enteresan bir olayla başladım. Ve bu macera iyisiyle kötüsüyle tam 10 ay sürdü. Hedefim 1 yıl çalışıp sonra yüksek lisansa devam etmekti ancak tabii ki hayat siz planlarınızı yaparken başınıza gelenler olarak devam ediyor.
Çok sıkıldığım bir dönemden geçiyordum, benim için asıl hedef her daim mutlu olmak olduğu için kendime ihanet ettiğimi düşündüğüm bir sürece girmiştim. Şu kısacık hayatta mutsuzluğu sürdürmenin ne anlamı vardı! O dönemde birileri bu haykırışı duydu demek ki bir gün telefonum çaldı. Adecco firmasından bir yetkili şehir dışında bir şirkette junior pozisyonunda mimar aradıklarını ve ilgilenip ilgilenmediğimi sordu! Tabii ki ilgileniyordum. Ve ilk mülakata böylece adım attım.
Küçük kardeş olmanın yararı her zaman fikir alabileceğin bir akıl küpünün olmasıdır. Abime bir şirketten arandığımı söylediğimde çok heveslenmememi böyle şirketlerin çok sayıda insanla görüştüklerini ve pek de geri dönüş yapmadıklarından bahsetti. Olsun dedim gidip bir görüşeyim.
Görüşme günü genel sorular üstünden 15 dakika kadar sürdü. Bilgilerimi firma ile paylaşacaklarını şayet firma ilgilenirse benimle bir telefon mülakatı yapacaklarını söylediler. Telefon mülakatını da geçerseniz yüz yüze bir mülakata çağrılacaksınız diye bilgi verdiler. Yine bir hafta ses çıkmadı ardından e-mailler döndü ve beklenen telefon mülakatı başarılı ile atlatıldı! Sahaya çağrıldım. Binbir düşünce aklımda kol geziyordu. Sahada gerçekten sahaya inip yapısal anlamlı sorularla mı karşılaşacaktım yoksa aklıma gelmeyen bambaşka bir şey mi olacaktı? Bilinmezlikler içinde bir hafta sonrası için anlaştık. Milas'a gittim. Şirket beni buradan aldırdı ve uzun engebeli yollardan geçerek şantiyeye doğru yol aldık. Karşımda "ofis" adı verilen mimari anıt niteliğinde bir yapı yükseliyordu "ClubHouse".
Sonrası gözleri kocaman açılmış bir İzgi'nin toplantı odasına geçişi, yetkili iki mimar ile tanışması ve bir anda mülakatın ingilizceye dönmesi ile küçük kalp spazmları geçirerek kesik kesik nefes alması olarak devam etti. Okulumun en büyük yararı ingilizce eğitim vermesi diyebilirim. Mezun olalı bir yıl olmuştu ve ilk ofisimde hiç yabancı dilimi kullanmıyordum. Mülakat stresi ile dilin üstündeki tozları üflemiş yeni bir başlangıca merhaba demiştim. Tekrar merhaba hayat!
Diğer adaylarla da görüşeceklerini ve yaklaşık bir hafta sonra bana dönüş yapacaklarını söylediler. Ve aklımı, kalbimi ClubHouse'da bırakıp heyecanımla beraber Milas'a geri dönüp ailem ile buluştum. Beni işe almasalar bile böyle bir yeri görüp bu seviyede mülakatlara tabii tutulmak büyük bir tecrübedir diye bakıyordum.
Aradan 2 gün geçti. İş çıkışı her zaman ki gibi Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yürüyerek evime dönüyordum. Askeriyenin önünde telefonum çaldı, arayan mülakata gittiğim şirketti. İzgi Hanım siz de isterseniz biz sizinle çalışmak istiyoruz dediler. Ayaklarım sanırım o anda yerden bir karış havalandı. Tabii ki dedim detayları konuşup yerimde zıplayarak müjdeli haberi sevdiklerime verdim.
Ayakları geri geri giden kızdan ayakları yere basmayan kıza bir telefon ile dönüşüvermiştim. Tuhaf! İnsanın hayalleri bazen ansızın karşısına çıkıyor, lütfen onları kaçırmayın ve sıkı sıkı sarılın.
Bu yazının devamı yeni iş ile devam edecek şimdilik burada noktalıyorum.
Uzun zamandır dokunmadım ancak ilk portfolyo denememi fikir vermesi açısından şuraya bırakıyorum.
http://en.calameo.com/books/001957487ed1b02ad11b8
Ayrıca teşekkürler Adecco. Senin bu denli haberin olmasa da hayatımı 180 derece değiştirdin.
Teşekkürler Hayat! Bir şekilde yol almaya devam ediyorum.
ClubHouse-Office of Architecture Barcelona OAB
17 Nisan 2016 Pazar
2 Mayıs 2014 Cuma
Diplomayı alınca mimar mı oluyoruz?
"Olmuyorsun" diyerek yazıyı bitirmek ve kendi çelişkilerimle baş başa kalıp özellikle seni soru işaretleriyle bir başına bırakasım yok yeni mezun. Zaman ne çabuk geçiyor bir bilsen. Piyasa deneyimi mühim şey diyerek atıldığım maceramın 8. ayını devirmek üzereyken belki sen kepinle beraber havalara uçma aşamasındayken bir kaç soruna cevap olurum diye bir niyetle başladım yazmaya.
Önce kendine sorman gereken soru mimarlık birinci sınıftaki ruh halini tekrar yaşamaya hazır mısın? Evet diyorsan piyasaya adım atarken başına geleceklere biraz daha hazırlıklı olabilirsin. Yok değilim, ben öğrenciliği acısıyla tatlısıyla çok sevdim 1. sınıfa geri dönemem diyorsan kaçış yolları mevcut.
Diplomayı bölüm başkanından gururla aldın ve o kepi yakalamalıyım stresiyle bir heves havaya attın. Tebrik ediyoruz. Ya sonra?
Bir tasarımcının en mühim parçası olan portfolyon hazır mı? Mühendis arkadaşların 2 günde cvlerini hazırlayıp iş başvurularına başlarken senin haftalarını harcaman, belgelemen, anlatman gereken geceni gündüzüne kattığın projelerinin bir derlenip toparlanması lazım. Yine en çok iş senin yani! Çalış bakalım. Portfolyonun yanına bir de cv gerek tabii. Portfolyon tamamsa gerisi hikaye halledersin, panik yok.
Nerelerden iş bulunur? Bir takım web siteleri mevcut (kariyer.net, yenibiris.com, secretcv.com, linkedin.com), mimarlar odasının sitesini takibe al, Arkitera'da kariyer başlığının altına bir göz at ama üzgünüm yaşadığın yer şayet Türkiye ise o eş dost denilen insanlar hep işlere burnunu sokuyor.
Başvuru yaptığın yerler sana haftalarca dönüş yapmayabilir. Sorun sende değil sistem böyle işliyor. Bir yerden sonra en azından mülakata çağırsınlar da bu işin iç yüzü neymiş bir anlayalım diyerek her şeye başvurmaya başlayabilirsin. Gayet normal. Herkes bir yerden başlıyor önemli olan arama sürecini senden daha merakla takibe alan mahalle baskısıyla baş edebilmen.
Beklenen telefon geldi. İşte ilk mülakatın için verilen bir randevu! Elin ayağına dolaştı, sesin titredi, kalbin sıkıştı. Evet askerliğini yapmamış erkeğe, şantiyede çalışacak tek bir cinsiyete odaklanmamış, yeni mezuna kucak açıp onu da yetiştirmek isteyen iş verenler de var bu dünyada. Herkes bu aşamalardan geçti senin neyin eksik? Korkma, yapabilirsin.
Klasik sözler ile başlayalım. Görüşmeye10 dk önce git. Üstün başın düzgün olsun. Görsellik her zaman satıyor bunu en iyi kendi eğitim serüveninden biliyorsun. Yanında portfolyonu ve cv'ni bastır da götür. Dijital olarak bakmış olabilirler ama her daim baskı daha can alıcıdır.
Neler sorabilirsin? İş tanımı açık değilse buradan başlayabilirsin konuşmaya. Görevin ne olacak, senden beklenenler neler? Yeni mezun olduğunun altını çizmekte yarar var. Ama herkes gibi öğreneceksin. Aynen 1. sınıfta yaptığın gibi yeni bir dile adapte olacaksın. Kafandaki maaş aralığını sorabilirler ve şunu bilmelisin ki alt sınır olarak neyi söylersen kabul edildiğin taktirde kendi alt sınırınla çalışmaya başlayacaksın. (Yalnız mı yaşayacaksın, ailenin yanında mı olacaksın? Neye ne kadar harcama yaparsın bunları ölçüp tart. Para çabuk biten bir şey sonra darda kalma.) Piyasanın yeni mezuna verdiği ücretlerden haberdar değilsen bir üst dönemlerine danış az çok fikrin olsun. Her şey yolunda gidiyor seni almaya pozitif bakıyorlar. Ama! sigortanı yapacaklar mı, kendi maaşın üstünden mi yoksa asgari ücret üstünden mi yapacaklar? Buna razı olur musun düşün. Öğle yemeklerini ve ulaşım masraflarını karşılıyorlar mı? Hafta sonu çalışacak mısın? Senin dışında aynı ortamda çalışan ve danışabileceğin başka mimarlar, mühendisler olacak mı? Mesai saatlerini sor, öğren. Ek mesai ücreti alana rastlamadım henüz ama sen yine onu da sor içinde kalmasın. Sen baya baya gözüne kestirdin şirketi bir de zam politikaları nedir bir öğrensen daha iyi olur. Yılda 1-2 olarak değişenleri mevcut.
Ve o kabul ile ilk adımını attın ve çok heyecanlısın. Ne olursa olsun o heyecanını kaybetme. Her daim kendini sorgula, bu yola baş koyarken kafanda olanları bir kenara yaz ve unutma, arada dön ve oku belleğini taze tut. Tutkuyla yaptığın işi bulunca sıkı sıkıya sarıl. Her günün aynı olmasın, kendine bir şeyler kat ki çalıştığın yere de katkın olsun. Verilen işleri kendini adayarak yap ki iş sana öğretmen olsun. İş maceralarına bir sonraki yazıda dalarız. Yolun açık olsun.
*İzmir Ekonomi Üniversitesi 2013 Mimarlık Mezunları şöyle der:
-Çapulcu mimarlar mezun oldu!
-Senden büyük Le Corbusier var!
-Elini dilini mesleğimden çek!
Önce kendine sorman gereken soru mimarlık birinci sınıftaki ruh halini tekrar yaşamaya hazır mısın? Evet diyorsan piyasaya adım atarken başına geleceklere biraz daha hazırlıklı olabilirsin. Yok değilim, ben öğrenciliği acısıyla tatlısıyla çok sevdim 1. sınıfa geri dönemem diyorsan kaçış yolları mevcut.
Diplomayı bölüm başkanından gururla aldın ve o kepi yakalamalıyım stresiyle bir heves havaya attın. Tebrik ediyoruz. Ya sonra?
Bir tasarımcının en mühim parçası olan portfolyon hazır mı? Mühendis arkadaşların 2 günde cvlerini hazırlayıp iş başvurularına başlarken senin haftalarını harcaman, belgelemen, anlatman gereken geceni gündüzüne kattığın projelerinin bir derlenip toparlanması lazım. Yine en çok iş senin yani! Çalış bakalım. Portfolyonun yanına bir de cv gerek tabii. Portfolyon tamamsa gerisi hikaye halledersin, panik yok.
Nerelerden iş bulunur? Bir takım web siteleri mevcut (kariyer.net, yenibiris.com, secretcv.com, linkedin.com), mimarlar odasının sitesini takibe al, Arkitera'da kariyer başlığının altına bir göz at ama üzgünüm yaşadığın yer şayet Türkiye ise o eş dost denilen insanlar hep işlere burnunu sokuyor.
Başvuru yaptığın yerler sana haftalarca dönüş yapmayabilir. Sorun sende değil sistem böyle işliyor. Bir yerden sonra en azından mülakata çağırsınlar da bu işin iç yüzü neymiş bir anlayalım diyerek her şeye başvurmaya başlayabilirsin. Gayet normal. Herkes bir yerden başlıyor önemli olan arama sürecini senden daha merakla takibe alan mahalle baskısıyla baş edebilmen.
Beklenen telefon geldi. İşte ilk mülakatın için verilen bir randevu! Elin ayağına dolaştı, sesin titredi, kalbin sıkıştı. Evet askerliğini yapmamış erkeğe, şantiyede çalışacak tek bir cinsiyete odaklanmamış, yeni mezuna kucak açıp onu da yetiştirmek isteyen iş verenler de var bu dünyada. Herkes bu aşamalardan geçti senin neyin eksik? Korkma, yapabilirsin.
Klasik sözler ile başlayalım. Görüşmeye10 dk önce git. Üstün başın düzgün olsun. Görsellik her zaman satıyor bunu en iyi kendi eğitim serüveninden biliyorsun. Yanında portfolyonu ve cv'ni bastır da götür. Dijital olarak bakmış olabilirler ama her daim baskı daha can alıcıdır.
Neler sorabilirsin? İş tanımı açık değilse buradan başlayabilirsin konuşmaya. Görevin ne olacak, senden beklenenler neler? Yeni mezun olduğunun altını çizmekte yarar var. Ama herkes gibi öğreneceksin. Aynen 1. sınıfta yaptığın gibi yeni bir dile adapte olacaksın. Kafandaki maaş aralığını sorabilirler ve şunu bilmelisin ki alt sınır olarak neyi söylersen kabul edildiğin taktirde kendi alt sınırınla çalışmaya başlayacaksın. (Yalnız mı yaşayacaksın, ailenin yanında mı olacaksın? Neye ne kadar harcama yaparsın bunları ölçüp tart. Para çabuk biten bir şey sonra darda kalma.) Piyasanın yeni mezuna verdiği ücretlerden haberdar değilsen bir üst dönemlerine danış az çok fikrin olsun. Her şey yolunda gidiyor seni almaya pozitif bakıyorlar. Ama! sigortanı yapacaklar mı, kendi maaşın üstünden mi yoksa asgari ücret üstünden mi yapacaklar? Buna razı olur musun düşün. Öğle yemeklerini ve ulaşım masraflarını karşılıyorlar mı? Hafta sonu çalışacak mısın? Senin dışında aynı ortamda çalışan ve danışabileceğin başka mimarlar, mühendisler olacak mı? Mesai saatlerini sor, öğren. Ek mesai ücreti alana rastlamadım henüz ama sen yine onu da sor içinde kalmasın. Sen baya baya gözüne kestirdin şirketi bir de zam politikaları nedir bir öğrensen daha iyi olur. Yılda 1-2 olarak değişenleri mevcut.
Ve o kabul ile ilk adımını attın ve çok heyecanlısın. Ne olursa olsun o heyecanını kaybetme. Her daim kendini sorgula, bu yola baş koyarken kafanda olanları bir kenara yaz ve unutma, arada dön ve oku belleğini taze tut. Tutkuyla yaptığın işi bulunca sıkı sıkıya sarıl. Her günün aynı olmasın, kendine bir şeyler kat ki çalıştığın yere de katkın olsun. Verilen işleri kendini adayarak yap ki iş sana öğretmen olsun. İş maceralarına bir sonraki yazıda dalarız. Yolun açık olsun.
*İzmir Ekonomi Üniversitesi 2013 Mimarlık Mezunları şöyle der:
-Çapulcu mimarlar mezun oldu!
-Senden büyük Le Corbusier var!
-Elini dilini mesleğimden çek!
12 Temmuz 2013 Cuma
Bitirme Tezi / Graduation Thesis
2012-2013 güz döneminde yazdığım İzmirde bulunan Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi ve Zeus Bar mekanlarının incelemeleri üzerinden müzik performans alanlarında koltuk ve sahne düzeninin ses algısı üzerindeki etkileri konulu bitirme tezime linkten ulaşabilirsiniz. Tez ingilizce olarak yazılmıştır.
http://iue.academia.edu/izgiyaz%C4%B1c%C4%B1
2012-2013 fall term, I submitted my graduation thesis. The main goals of this study were to better understand what the effects of the stage and seating design are while experiencing acoustics in music- performance spaces. While This was investigated by utilizing the method of case study based on the observation, interview (with the musical performers and hall-owners) and questionary (with the audiences).
http://iue.academia.edu/izgiyaz%C4%B1c%C4%B1
2012-2013 fall term, I submitted my graduation thesis. The main goals of this study were to better understand what the effects of the stage and seating design are while experiencing acoustics in music- performance spaces. While This was investigated by utilizing the method of case study based on the observation, interview (with the musical performers and hall-owners) and questionary (with the audiences).
Questionnaires
as the main data-collection procedure of the study conducted after the music
performance in Izmir Ahmet Adnan Saygun Art Centre, Atatürk Cultural Centre and
Zeus Bar. Questions aimed at perceiving the effects of distance between the
stage and seating, effects of viewpoint on experiencing acoustic, audience’s
criteria of selecting their seating and audience’s observation about music-performance
space.
Keywords: experiencing auditory space, music performance
space, auditory architecture, relation of stage and seating design, auditory
area
You can reach it from the link. http://iue.academia.edu/izgiyaz%C4%B1c%C4%B1
27 Haziran 2013 Perşembe
Mimar/Architect/Architetto
20/06/2013: Resmen mezun oldum!
20/06/2013: Officially I graduated!
20/06/2013: Ufficialmente ho mi laureato!
20/06/2013: Officially I graduated!
20/06/2013: Ufficialmente ho mi laureato!
16 Mayıs 2013 Perşembe
İnsan sesi tabanlı ses tasarımı
Ses tasarımı dersim için yaptığım başka bir çalışmayı paylaşıyorum. İnsan sesleri kullandığımız bu çalışmada konseptim kadına karşı şiddetti. Ses kayıtlarını kendim yaptım. Kayıtta kadınlar "Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürüyor." demektedir, erkekler ise "şiddet" sözcüğünü yinelemektedir. Sevgi ve şiddetin birbirine geçtiği bu karmaşık ilişkilerdeki tezatlığı ifade etme amaçlı çalışmanın ismi "ters orantı"dır. Aynı zamanda seslerin kullanımı da bu mantığa göre yapılmıştır. Erkek ve kadın sesleri bir arada uzun zamanlı var olamamaktadır. Kadın sesleri birer birer azalırken, erkek seslerinin şiddeti giderek artmaktadır. Arka planda kullanılan yaylı sesleri bu gerilimi pekiştirme amaçlı konulmuştur. Erkeklerin öldürüp sessizliğe boğduğu kadınlar kayıdın sonuna doğru giderek azalıp yok olan bir kadının son cümlesiyle sonlanmaktadır.
Çalışmayı linkten dinleyebilirsiniz:
Sound design is based on human voice
This sound was created for sound design course in IUE. Language is Turkish. My concept is related to violence. Human voices were recorded by me. Inverse proportion tells the violence against women. In the record women say "erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürüyoe./ men's love kills 3 women in everyday." and men say "şiddet/violence". I put violin sound bakground of these sentences because of reflecting the tension of this situation. Title also related to love and violence relation and women and men voice's ratio in the record. While women sounds disappear one by one in the composition, men sound is getting dominant like men kill the women and they become quiet.
This is the link of my work:
21 Nisan 2013 Pazar
Bak-Düşün-Eskiz Yap/Looking-Thinking-Sketching
Sadece mimarlık öğrencilerinin değil herkesin sıkılınca bir köşeye karaladığı bir hayali vardır. Ama iş ödev ve sunum hazırlıklarına gelince bazen bu zevk bir işkence haline dönüşür. Ne doğrudur, neyi nasıl yansıtmalıdır? Bizim bu kaygılarımıza bir cevap olarak karşımıza Victor Javier Irizarry çıktı. Victor'un hem eğlenceli hem de üretken geçen dersleri sadece eskiz yeteneklerinizi geliştirmekle kalmıyor aynı zamanda yaptığınız iş her hangi bir çizim olmaktan öte bir hikaye oluyor. Çünkü çizdiğiniz her bir eskizin yazılı anlatımını da yapıyorsunuz. Bu kimi zaman hiç kullanmadığınız sol elinizle yaptığınız ilk acemi çizim deneyiminizin size hissettirdikleri kimi zamansa başka bir boyutta yarattığınız karakterinizin başına gelen türlü olayların anlatımı olabiliyor.
Not only architecture students but also other people who get bored, draw their dreams on the pages. But when we start to do homework or preparing a presentation these activities turn to torture. What is the correct presentation tecnique, how to reflect our ideas in a correct way? We met a man who answered our questions calmly whose name is Victor Javier Irizarry. While we were taking this lesson, time was passing fastly and enjoyable, our drawings were not only drawings which were also telling stories. Because we also wrote our thoughts about drawings and the process of drawings. This could be first experience of drawing with using your left hand and what you feel while drawings or it could be a story about an imaginary character who lives in another planet.

Çizimleri kağıda bakmadan sadece elimize bakarak yapmaya başladık.
Hand drawings were made without looking the page, while drawing you can look only your hand.
İlk denemelerim.
First trying.

Ve Victor bize hikayenizi noktalarla anlatın dedi.
We told our stories with dots.
Not only architecture students but also other people who get bored, draw their dreams on the pages. But when we start to do homework or preparing a presentation these activities turn to torture. What is the correct presentation tecnique, how to reflect our ideas in a correct way? We met a man who answered our questions calmly whose name is Victor Javier Irizarry. While we were taking this lesson, time was passing fastly and enjoyable, our drawings were not only drawings which were also telling stories. Because we also wrote our thoughts about drawings and the process of drawings. This could be first experience of drawing with using your left hand and what you feel while drawings or it could be a story about an imaginary character who lives in another planet.
Önce işe bazı terimlerin fotoğraflarını çekerek ve kendi tanımlamalarımızı getirerek başladık.
Firstly, we started to take photos about some terms and we defined them.

Çizimleri kağıda bakmadan sadece elimize bakarak yapmaya başladık.
Hand drawings were made without looking the page, while drawing you can look only your hand.
İlk denemelerim.
First trying.
Daha sonra çalışmayı kağıda 1 saniyelik bir bakış atma şansımız varken tekrarladık ve kendimi geliştirdim.
After the first experience, we had a chance to look at the page one second then we continued to draw without looking. And I improved my drawing skills.
Bu çalışmalar insan yüz ve bedenleri üstüne de devam etti.
Daha sonra ölçek gösteriminde kullanacağımız karakter sahibi minik insanlarımızı elinizi kağıttan kaldırmadan tek bir hamlede çizmeye çalıştık. Benim küçük insanlarım:
This drawings continued to draw human faces and bodies with same technique.
Then, we started to work on human figure to show scale in our architectural drawings.
My little human figures:

Ve Victor bize hikayenizi noktalarla anlatın dedi.
We told our stories with dots.
Tüm çizimleri şimdilik koymuyorum. Son renkli çalışmamızla bu gönderimi bitiriyorum.
Bu çalışmada önce bir mekan fotoğrafı çektik daha sonra bu fotoğrafın üzerine eskiz kağıdı koyarak genel çizgilerini belirledik. Bristole yapıştırdığımız fotoğrafı kesip maket haline getirmeden önce Victor hepimize birer konu verdi. Benimkisi çocuklar için mekanlar yaratmaktı. Bu maketin farklı açılardan fotoğraflarını çekip sonra fotoğrafların üzerine yine eskiz kağıtları koyup uçan bir adaya düşen iki kişinin dört ağaç, bir dağ, bir göl, bir tuğla duvar, bir merdiven ve orada yaşayan yaşlı ve bilge bir adam (ki bu adamın adı zaman ve kendisi kör) ile ilgili hikayesini yazdık ve kesitlerini çizdik. Sonra bunu renklerdik. Bu da benim bu çizimin kolajını yapmış halim.
I don't put whole drawings. This one is our last homework.
Firstly, we took one space photo then, we put sketch paper on it and drawn some contour lines. We glued this photo and sketch paper on bristol. Victor gave us drawing topics and mine is space for children, before we cut and made model for it. We took some photos of models and again we put a sketch paper (tracing paper) on it and drawn sections of a story about two guys who crashed a flying island which has four trees, a mountain, a lake, a brick, one wall, a ladder and one inhabitant (old wise man) who is blind and his name is time. It is in space somewhere else.
I made collage with these drawings.
Beyin, göz ve el koordinasyonunuzu geliştiren bu ders tabii ki bir ders olmaktan çok öte. Şayet bir İEÜ öğrencisiyseniz Architecture and Visuality adı altında geçen bu seçmeli dersi almanızı öneririm. Çizimle ilgilenen biriyseniz bir gün mutlaka yolunuzu Victor ile kesiştirmenizi ve onun dünyasının bir parçası olmanızı umarım.
This course absolutely improves your brain, eye and hand coordination and it is more than an elective course. It gives you a lot of things. If you are a student in IEU, I recommend to take this course which is Architecture and Visuality. If you are interested in drawing, I hope you meet Victor in somewhere and share his world.
Victor'un bazı çizimlerine şuradan ulaşabilirsiniz:
If you wonder Victor's drawings you can check this web site:
10 Nisan 2013 Çarşamba
Mimarlık Konuşmaları-Mimarlık Kulübü-Bürokrasi
Bütçesiz bir kulüp, tek kişilik bir yönetim kadrosu!, yorgunluk, kırgınlık ve yolları kesişen güzel insanlar sayesinde her şeye rağmen mutluluk ama özveri, özveri, özveri.... 2011-2012 eğitim yılı boyunca mimarlık kulübü başkanlığını yürüttüm. Başladığım ve bıraktığım halim karşılaştırılırsa o da beni yürüttü.Okulumuzda kulüplere para vermek zorlu bir süreç ama kulübe gelen öğrenciden para almak çok doğal bir süreçtir. Öğrenciler için harcayacağın para reklam yapma potansiyelinle paralel olarak azalıp artar. Belki para alamazsın ama çok güzel dilekçe yazmayı öğrenirsin haftada 5-10 adet yaza yaza... Cevap gelmez ama yine de arz ederim!
Ne hayal ettik neyi başardık dersek daha önce mimarlık bölümünün düzenlediği aylık mimarlık konuşmalarını sürdürmek, film gösterimleri yapmak, mimarlık ve iç mimarlık öğrencilerinin hazırladığı gazeteyi düzene oturtup aylık olarak bastırmak, diğer üniversitelerle ortak atölyeler düzenlemek, alt sınıflara yardımcı olabilmek ve iletişimi kuvvetlendirmek adına mentorluk sistemini oluşturmak, ofis gezileri düzenlemek ve tabii ki arada eğlenceler düzenlemek gibi hayallerim(-iz) vardı. Dönem sonunda 6 mimarlık konuşması, 3 film gösterimi, 1 gazete ve 1 eğlence yapılmıştı.
Hiç bir karşılık beklemeksizin bizimle değerli bilgilerini paylaşan bir takım güzel insanlar: Erdem Yıldırım, Ozan Tüzün, Cenk Hasan Dereli, Tim Macfarlane, Yelta Köm ve Hilary Bryon. Onlarla tanıştığım için çok şanslıyım.
Architecture Talks-Architecture Club-Bureaucracy
An architecture club which has not any budget, administrative staff which consists of one person, tiredness, disappoinment and despite of everything, meeting wonderful people gives happiness but everything starts with self-devotion... 2011-2012 education terms, I was the head of architecture club. While I was trying to do something, it also changed me.In my university, taking money for student clubs is very hard but taking money from students who participate events in clubs is very easy! Taking money for student clubs in university depends on how much do you advertise your university! Maybe I couldn't take any money for architecture club, but I absolutly learned how to write letter of application while I was writing 5-10 letters in the week without answers.
What did we dream? We/I wanted to arrange architecture talks monthly, displaying architectural movies, preparing newspaper for architecture and interior architecture students, making workshops with other universities, generating a system of mentor to contact upper and lower classes, visiting architectural offices and laying on entertainment. What did we achieve? At the end of the term, we did 6 architecture talks, 3 architectural movies, 1 newpaper and 1 entertainment.
Without any expectation, architects who came our architecture talks are Erdem Yıldırım, Ozan Tüzün, Cenk Hasan Dereli, Tim Macfarlane, Yelta Köm and Hilary Bryon. I am very glad to meet them.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















